Zaman eylül, eylül kasvetli. 12 eylül dediğin 1683 olur Viyana kapısına dayanırdı Türk gibi. Çekilirdi seng-i ibret oturmuş yüreğine. 12 eylul dedigin 1921 olur karsi taarruza kalktigi yunanin pesine duserdi Türk gibi. Bitmesi gereken bir devir icin; gayretin adi Melhame-i Kübra. 12 eylül dediğin tertemiz başların yağlı urganlara layık görüldüğü gün olduğunda, tüm geçmişi bırakıp, karalar bağladı Türk gibi. O günden sonra kaç yıldız kaydı göz göre göre ve hatta 'yanlışlıkla'.
Şimdilerde devleti ona buna şikayet edenden tutun da ölümü ardından binbir laf dönen doldu. Kimse sizin kadar 'ben buyum' demedi. Kimse yiğitlik ile suçlanmadı sizden sonra. Kimse Baktemur kadar can yakmadı mesela. Kimse bir Mustafa olarak ölüp bin Mustafa bırakamadı gerisinde, inandığı yolda. Yürürken ölüme yarım bırakmadınız Kuran'ı ama yolda bıraktınız Turan'ı.
"Onlar değil
İnfazdan celladı korkardı
Gözleri kurt pençesi
Bedeni zerre titremedikçe
Kahrolurdu bir hainin Evreni
Düzene karşı olup tasmayla gezerdi hasmı.
Bir dava ki en çok eylülden alacaklı."