/Bir Endülüs sokağında bırakılabilirdi adım
Benzer bir zarafetle yüz sürerdim toprağa
Küffar bilirdim katilimi
Bir şansmış gibi koyardım aklıma/
...
İşte ay ışığı, işte gecenin ırzı
Körpe körpe uykular soluyor kara gözlerde
Kimsenin bilmediğine dalma saatleri
Ve mecalimin reddetmediği cenk vakti
Benden ötesi ile vuruşuyorum
Susmanın şerefine elelcek kaybediyorum
Kuzular nefsine doluyor zırhını
Kuzular şahin oluyor...
Mahzursuz denebilirdi hatrımın kırıklarına
Taksim ve tanzimi boğazıma dizilmiş hatrım!
Alçakta idim vurulduğumda
Okunmuş hayatlardan kaçarken
Son kez ve var güçle merhamet diliyordum
Cennet çiğneyen kadınlardan
Mevsim gerçek bir sonbahardı vurduklarında
Düştüm; dargın, yılgın, çok damarlı
Dökülenler gövdemden fazla
Kuzular nesine doluyor aklını?
Kuzular narin oluyor...
Dökülenler gövdemden fazla
Kuzular nesine doluyor aklını?
Kuzular narin oluyor...
