Tsk’nın engelli kardeşlerimiz için bir günlük askerlik uygulaması her sene mayıs ayında yapılıyor. Sosyal hayatta engellerine kolaylık sağlamak için yürütülen çalışmalar var. Hayatlarında bu engeli en az düzeyde hissetmeleri için yapılacak her çalışma da desteklenmeli. Ancak fiziki engelleri gidermek gibi bir vazifesi olmayan TSK bambaşka bir şey yapıyor. Asker üniforması içinde gözleri pırıl pırıl bakan, yemin eden bu insanlara bir günlük de olsa bir haz tanıyor. Fotoğraflarla hatırlanacak o bir gün için heyecan okunuyor gözlerden. Ve duygu seli...
İnternet çöplüğünde birkaç yorum okuyunca acımaktan kendimi alamadım. Bu uygulamayı vicdanları ile eleştirmeyen bu insanlarla(!) aynı toplumda yaşamanın ağırlığını itiraf etmem gerekir. Neyi, nasıl, nereden başlayarak anlatacaksın? Ve anlamama ısrarına nasıl katlanacaksın? Gönüllülük esasına dayanan bu uygulamaya ısrarla ‘militarizm’ baskısını yapanlar sözlük tektipliğinin güzel bir örneği. Bu hissi tatmak için üstün çaba gösteren insanın içinde yaşadıklarını militarizme bağlamak bir kaygı taşıyor. Evet, aynı aidiyete ulaşamamış olmanın kaygısı. Bu milletin bağrına bir günlük de olsa o üniforma ile basılmış olmanın gurur ancak bir aidiyet ile mümkün olabilir. Erkeklerin bu görevi ifasının altında ‘eksik, yarım adam’ sayılma düşüncesinin itici bir güç olduğunu, bir ispat ve kurtulma psikolojisinin yattığını tespit(!) eden sürü halinde yorum... Diyeceğim şu ki; tutun ki öyle! Toplumların genel geçer kabullerinin -ama doğru ama yanlış- olması ile mi kavgalısınız, asker-millet lafından mı? Türk’e dair işlerde göz yaşartıcı kötüleme çılgınlığı niye var onu da anlamış değilim. Ordunun bu uygulamadan sağladığı bir faydayı nasıl konuşamıyorsak bu konuda ahkam dolu da konuşamayız. Doğuştan asker olmak söylemimiz o bir günün anısına alınan belgeye sığmaz. Toplumda her şey dayatma değildir. Mesela insanlar belli bir yaşa gelince evlenmek ister, evlenir çocuk ister. Bu toplumda bir kabul görme, statü alma isteğidir. Eşinle kabul görmek, çocuğunu tanıtmak, övmek ve hatta dert yanmak. Böyle bir durumda bir engellinin yaptığı evliliğin altında basit bir üreme arzusu aramak aptalca olacaktır değil mi? Hayatı ortak hislerle paylaşmanın güzelliğini salt yabani, ruhsuz ve ideolojik bulmak, tekrarlıyorum bir aidiyetsizlik kaygısı.
Hal böyle iken yüce bir arzu ile yapılan bu yemin törenine temsili demek ise haksızlıktır. Engelli birinin bir günlük mutluluğuna bu kadar insani bakamamaya sadece geçmiş olsun denir.