26 Kasım 2014 Çarşamba

Bülbülün Aslana Yakarışı

Aynı zaman,
Güvercinler beslerken süslü avluda
Art niyetini bana taşıttı yıllarca.
Sahra’mdan ayrı bülbüldüm
Rüzgârda şüphe kızdırıp büyüdüm
Esen şüphede ağır bir kırım vardı
Bir de kırımı pussuz havada seven insanlar
Zeytin dalından büyüktü yüküm
Süslü avlu değil bir sevda peşine düştüm.
/.../
Gökkube fersah fersah lacivert iken
Küçücük dünyama nefes diye asılı iken
Tıka basa bir aslan haşmeti doldurdu semamı
Ciğerimi buldum kabarıp sönen…

İş olsun diye cömertçe uçmak değil ya işim
Kanat çırptımsa ışıklı sokaklar ağzında, ayaz kaygısında
Perçeminde bir kere hisset diye
Lanet gökdelen camlı bu şehir bize göre değildi
Bayat suyu, plastik kapları, kirli insan akisleri
Ejderha olsa baş edemezdi.
Dişiliğime göre değil bu parklar
Son dönencede seni gördüğüm yere gidelim
Arşa yakınken ben
Duydum suretin nasibimmiş, gidelim…

Bir kafeslik drama hibe etme nefesimi;
Ne medeni balçığa batalım seninle
Ne moral olalım kireç kokulu evlere
Emsali umuda dönsün aşkımın
Çile diye seni öteyim, sevda diye, hüzün diye
Bahar diye, şiir diye, naz diye, söz diye...

14 Kasım 2014 Cuma

Pus Parkı

Bu mevsim selamsız sabahsız
Bu hava geceleri suratsız
Bu soğuk cennet ıssızlığı
Bu asfalt yalnızlar çiftliği
Bu lamba sevda gizleyen
Bu sevda ateş söndüren
Bu kız büyüyüp ölecek
Bu bebek anasına küsecek
Bu mazlum benden davacı
Bu leylek cinnet tellalı
Bu camekan intihar meyilli
Bu kırmızı kaderin oyunu
Bu vagon yayan astronot
Bu dilenci son Vizigot
Bu yaprak ayıp örter
Bu uçak bomba sever
Bu ses ‘Tanrı' diyor Ulu
Bu kadın gözlerinden kirli
Bu kibrit yanarsa ısınacak
Bu eşkıya barış sıkacak
Bu İstanbul beyefendi katili
Bu zenciler sizli bizli
Bu şarkı bizi hatırlatır
Bu şehir iki kişiliktir
Bu pus benim nefesim
Bu benim kimsesiz halim…

2 Kasım 2014 Pazar

Sonbahar Sevdiren

Ne tez solmuş bahtım avucunda
Ahir şeddeye muhtaç olmaz.
Sana bulanmış yazgıma diretme
Aşkın tehiri olur, terki olmaz.

Dudakların kızıl goncadan fazlası
Bir şiir doğar senden, serdarca
Geceyi yırtar heceleri, endişelenme
Teşbihin hakkı olur, hatası olmaz.

En güzel gülüşünü kendine demle
Yüzün kasımda çocuk, başkentte sıcak
Ülkede namlı ölüm yok deme
Zevalin elçisi olur, sen gibisi olmaz.

Yoktu sana kadar ‘bir Allah’ın kulu’
Senden öncesi bican sonrası bir can
Yetim düşüm Olduran'a teslim
Kabulü yanın olur, ateş olmaz.

Uzlaşı

Tüm ağıtlar yakıldı. İsli kazanlarda goncasıyla gülüyle Bilinmez zamandır dolaşık düğümüyle Dini imanı olmayan bayramları hariç tutup Kandil...