Bir kayıp, bir acı ne kadar büyük bir minnet seline dönüşebilir ki? Bir babanın eli kaç evlat, kaç komutan alnına değebilir? Dağlarının içinden çıkan su gibi, kutsal bir tazyikle kahraman çıkarmaktan bir an bıkmayan bu toprakların rızasını kazanmak için bir gün ziyaretçisiz kalmıyor Çukurkuyu. Bu haslet, bu şehit başçavuşa ezelde ebedde kardeş olmaya talip.
Hep olan bir şey var. Kim ki bir olağanüstülük ile düşüverir dünyamıza ardından sıcacık, duygulu, örnek hikâyeleri beliriverir. Ömer Halisdemir, Fethi Sekin, Aziz Sancar zaten birer yıldız imişler de bizler yeni görürmüşüz. Şaşılacak şey doğrusu her birinin parmakla sayılacak ve gösterilecek nitelikte olması. Bırakın insanı, hayvanlara karşı merhametleriyle bile kusursuz olur mu her seferinde bu insanlar? Oluyor. Belki de hayat bu yıldızlara şükran sunarken şahit olduklarımız bunlar. ‘Nice kahramanlar var adı sanı bilinmez’ der imiş Halisdemir. Hayat, bu adını sanını duyamadıklarımızın nezdinde bilelim istiyor belki de niceleri var imiş.
Bir kara geceden bir güne geçiyoruz. O saatlerin hayatlarımızda işgal ettiği yer kimse için unutulacak gibi değil. Hiçbirimiz için! Feleğin cilvesine bakın ki milliyetçiliği ayakları altına alma hezeyanını sesi çatallaşana kadar bağıranlar cüret ettikleri bu hareketin altında kalıyor. Yine çatal bir sesle o milliyetçilerin pirinin mısralarını bağırıyor. Terörün kendisiyle değil etnik kökeni ile uğraşanlar her yanımızı saran bu casus örgütüne tek bir etnik köken biçemeyince Atsız’ın ‘Kahramanların Ölümü’ şiirini okumakta bir beis görmüyor. Onların milliyetçiliklerinin etnik kökenle derdi olmadığını ve teröristin sadece terörist olduğunu bilselerdi, yıllardır bu şiiri ezbere bilen kahramanların çektiklerini göre göre başlarını yastık üzerinde rahatça koyabilirler miydi?
Türk milletinin gökteki ayına yıldız olan tüm şehitleri gibi Halisdemir de bir gece yükseldi ve yön gösterecek oldu arayana. 3 el ateş ile kaç kişiye kaç can bağışladı bunu hiç bilemeyeceğiz. Birkaç saniye içinde birkaç kurşuna “hürriyet” biçme hesabına da ilmimiz yetmez. Bizler ancak hayran kalabilir ve şeref duyabiliriz. Ruhun şad olsun Ömer Ağabey!
Hep olan bir şey var. Kim ki bir olağanüstülük ile düşüverir dünyamıza ardından sıcacık, duygulu, örnek hikâyeleri beliriverir. Ömer Halisdemir, Fethi Sekin, Aziz Sancar zaten birer yıldız imişler de bizler yeni görürmüşüz. Şaşılacak şey doğrusu her birinin parmakla sayılacak ve gösterilecek nitelikte olması. Bırakın insanı, hayvanlara karşı merhametleriyle bile kusursuz olur mu her seferinde bu insanlar? Oluyor. Belki de hayat bu yıldızlara şükran sunarken şahit olduklarımız bunlar. ‘Nice kahramanlar var adı sanı bilinmez’ der imiş Halisdemir. Hayat, bu adını sanını duyamadıklarımızın nezdinde bilelim istiyor belki de niceleri var imiş.
Bir kara geceden bir güne geçiyoruz. O saatlerin hayatlarımızda işgal ettiği yer kimse için unutulacak gibi değil. Hiçbirimiz için! Feleğin cilvesine bakın ki milliyetçiliği ayakları altına alma hezeyanını sesi çatallaşana kadar bağıranlar cüret ettikleri bu hareketin altında kalıyor. Yine çatal bir sesle o milliyetçilerin pirinin mısralarını bağırıyor. Terörün kendisiyle değil etnik kökeni ile uğraşanlar her yanımızı saran bu casus örgütüne tek bir etnik köken biçemeyince Atsız’ın ‘Kahramanların Ölümü’ şiirini okumakta bir beis görmüyor. Onların milliyetçiliklerinin etnik kökenle derdi olmadığını ve teröristin sadece terörist olduğunu bilselerdi, yıllardır bu şiiri ezbere bilen kahramanların çektiklerini göre göre başlarını yastık üzerinde rahatça koyabilirler miydi?
Türk milletinin gökteki ayına yıldız olan tüm şehitleri gibi Halisdemir de bir gece yükseldi ve yön gösterecek oldu arayana. 3 el ateş ile kaç kişiye kaç can bağışladı bunu hiç bilemeyeceğiz. Birkaç saniye içinde birkaç kurşuna “hürriyet” biçme hesabına da ilmimiz yetmez. Bizler ancak hayran kalabilir ve şeref duyabiliriz. Ruhun şad olsun Ömer Ağabey!
