Abd mahsulü “Anneler
Günü” annelerin bir gün değil her gün hatırlanması gerektiği cümleleriyle geçti
yine. Bir insan hayatı için annenin değeri zaten tartışılmazken bunu bir günle
anmak Türk kültüründe ne derece yer eder, etmeli bunu tartışalım.
Eski Türk
toplumlarında aile sosyal birliğin temel taşıdır. Bugün olduğu gibi toplumun
organize olmuş en küçük birimi olan aile kadının yerinin gözlenmesi açısından
en gerçekçi sonuçları içerir. Kadın (katun) Türk destanlarında en temel
özelikleri ile evin orta direği, erkeğin can yoldaşı ve tabi ki Türk
evlatlarının annesi şeklinde görülür. Fakat Türk destanlarında kadının yegane
bereket kaynağı oluşu gibi özellikleri vardır ki bu Türk ırkına hastır. Han, hakan,
cihan hükümdarı olduğuna bakmadan önünde hürmetle eğildiği şeref ve itibar ile donanmış
kadındır.
Destanlarında
kadına nur ve ışık tasviri yapan Türkler bazı destanlarında da kadını milletin
ihtiyacı olduğunda beliren nurdan ışıktan ibaret bir varlık olarak anlatmıştır.
Ve hatta Türk destanlarında kadın, çoğu zaman insan değil karanlıkları
aydınlatan bir ışık manzumesi, erişilmesi, dokunulması, koklanması, kısaca beş
duyu ile kavranması mümkün olmayan bir nur huzmesi, iyiliği telkin eden bir
melektir.
Birçok milletin
destanında kadından devam eden nesil hikayeleri vardır. Ancak bu hikayelerde
gayrı meşru ilişkilere rastlamamak imkansızdır. Hatta bu ilişkilerin kabul edilemez
bağlantıları vardır ki bu hikaye kahramanları mitolojilerinde baş kahramanlar bile
olmuştur. Düşünün ki Yunan mitolojisinde tanrıça Athena büyük tanrı Zeus’un hem
karısı hem de kız kardeşidir. Türk destanlarında ise kadın kutsaldır ve Tanrı’ya
yaratma ilhamı verendir. Gayrı meşru ilişkileri ile değil Tanrının bir buz parçasının
içinde gönderdiği kutsal iki buğday tanelerinden, nurdan, ışıktan hamile kalan
bir namus ve şeref abidesidir. Türk mitolojisinde Ayzıt namusu, şerefi, ahlakı ve
fazileti temsil ederken Yunan tanrıçalarından Afrodit fuhuş ile anılır. Ayzıt
yalnızca iyinin, doğrunun ve namuslunun yanında yer alır.
Türk destanlarında
kadının yeri erkek ile kıyaslanınca daha belirginleşir. Erkek daha insani kadın
ise hep ruhanidir. Eski destanlarda hakan ile kadın gök ile yerin evlatlarıdır.
Gökyüzündeki temsilcileri Ay Ata ile Güneş Ana’dır. Ay Ata hakanın
temsilcisidir ve göğün altıncı katındadır. Kadını temsil eden Güneş Ana ise
yedinci kattadır. Buradan da kadının hakandan daha üstün ve saygın sayıldığı
anlaşılmaktadır. Haliyle göğün yedinci katı kadar erişilmez olan bir kadın
anlayışı hakimdir. Bir kadın hor görülemez, aşağılanamaz, tabi ki de el
kaldırılamaz bir varlıktır. Farsların Şehname’sinde saçlarından yakalanarak yere vurulan, elleri
ayakları bağlanıp üzerine çıkılarak tepinilen, dövülen bir kadın Türk
destanlarında asla rastlanmaz. Yunan mitolojisinde rüşvet, hile ve benzeri
kötülüklere karışan ve malzeme olan kadın yine Türk destanlarında asla
bulunmaz.
Türk erkeği kadına
öyle değer verir ki onun tavsiyelerine göre hareket eder. Hem kadına hitabında
vardır bu ‘kutup yıldızı’ özelliği hem de yaşayışlarında. Türk erkeği sefere
çıkmadan eşinin gönlünü ederdi. Manas destanında Manas’ın savaş öncesi Kanıkey’i
ziyareti ve hatta sefer için bir gün daha beklenmesi düşüncesini okuyabilirsiniz.
Söz konusu destandaki Kanıkey tasviri hemen tüm destanlarda vardır. Kadın ata
iyi binen, iyi silah kullanan bir savaşçı ancak daha mühimi kahramanlar
yetiştiren ilk eğitmendir. Ava giden ve hatta güreşen kadınlar erkeklerden
ayrılan insanlar değil sadece onları tamamlayan mükemmel insanlar olarak
anlatılır.
Türk kadını aynı
zamanda sadakati ile dikkat çeker. Eşine duyduğu sevgi ve saygı yanında
sadakatle de ona bağlı olan kadın evin namusudur. Eşine sadakatini günümüzde de
bir ölçü olarak kullanılan ‘erkek sinek kondurmamak’ ile açıklaması bir başka
üstün özelliklerindendir. Türk töresinde tecavüz ölümle, göze mil çekilmekle
cezalandırılırken yine Fars destanı Şehname’de ahlaksız tekliflerden tutun da
çirkin konuşmalara kadar yer verilmeyen rezillik yoktur.
Son olarak ‘hanım’
kelimesinin kökeni hakkında çok paylaşılan bilgiye gelelim. Cengiz han ile ilgili
rivayetin doğruluğu yukarıda değindiklerimize bakarak oldukça mümkün görünüyor.
Kadının erkeklerin meclisinde yer sahibi olması Türklerden başka neredeyse
hiçbir millette de görünmüyor. Medeniyet ise kadının yeri ile kendini gösterir.
Türk medeniyeti bu yüzden en eski medeniyettir. Kadına Tanrı’dan sonra en değerli
yeri veren bir başka millet yoktur. Bugüne gelecek olursak özünü, atasını ve kültürünü
bilen fertler ülkesine kadına şiddeti de barınma evlerini de
yakıştırmayanlardır. Buna karşı duran ve örnek olan fertler ile Türk’ün yüce
töresi yaşayacaktır. Anneler gününe gelince; Türk töresinde gök kadının olmuş, yer
de anneler gününü kutlayanların olsun.