13 Mayıs 2013 Pazartesi

Türk Töresine Göre Anneler Günü


   Abd mahsulü “Anneler Günü” annelerin bir gün değil her gün hatırlanması gerektiği cümleleriyle geçti yine. Bir insan hayatı için annenin değeri zaten tartışılmazken bunu bir günle anmak Türk kültüründe ne derece yer eder, etmeli bunu tartışalım.

   Eski Türk toplumlarında aile sosyal birliğin temel taşıdır. Bugün olduğu gibi toplumun organize olmuş en küçük birimi olan aile kadının yerinin gözlenmesi açısından en gerçekçi sonuçları içerir. Kadın (katun) Türk destanlarında en temel özelikleri ile evin orta direği, erkeğin can yoldaşı ve tabi ki Türk evlatlarının annesi şeklinde görülür. Fakat Türk destanlarında kadının yegane bereket kaynağı oluşu gibi özellikleri vardır ki bu Türk ırkına hastır. Han, hakan, cihan hükümdarı olduğuna bakmadan önünde hürmetle eğildiği şeref ve itibar ile donanmış kadındır.

   Destanlarında kadına nur ve ışık tasviri yapan Türkler bazı destanlarında da kadını milletin ihtiyacı olduğunda beliren nurdan ışıktan ibaret bir varlık olarak anlatmıştır. Ve hatta Türk destanlarında kadın, çoğu zaman insan değil karanlıkları aydınlatan bir ışık manzumesi, erişilmesi, dokunulması, koklanması, kısaca beş duyu ile kavranması mümkün olmayan bir nur huzmesi, iyiliği telkin eden bir melektir.

   Birçok milletin destanında kadından devam eden nesil hikayeleri vardır. Ancak bu hikayelerde gayrı meşru ilişkilere rastlamamak imkansızdır. Hatta bu ilişkilerin kabul edilemez bağlantıları vardır ki bu hikaye kahramanları mitolojilerinde baş kahramanlar bile olmuştur. Düşünün ki Yunan mitolojisinde tanrıça Athena büyük tanrı Zeus’un hem karısı hem de kız kardeşidir. Türk destanlarında ise kadın kutsaldır ve Tanrı’ya yaratma ilhamı verendir. Gayrı meşru ilişkileri ile değil Tanrının bir buz parçasının içinde gönderdiği kutsal iki buğday tanelerinden, nurdan, ışıktan hamile kalan bir namus ve şeref abidesidir. Türk mitolojisinde Ayzıt namusu, şerefi, ahlakı ve fazileti temsil ederken Yunan tanrıçalarından Afrodit fuhuş ile anılır. Ayzıt yalnızca iyinin, doğrunun ve namuslunun yanında yer alır.

   Türk destanlarında kadının yeri erkek ile kıyaslanınca daha belirginleşir. Erkek daha insani kadın ise hep ruhanidir. Eski destanlarda hakan ile kadın gök ile yerin evlatlarıdır. Gökyüzündeki temsilcileri Ay Ata ile Güneş Ana’dır. Ay Ata hakanın temsilcisidir ve göğün altıncı katındadır. Kadını temsil eden Güneş Ana ise yedinci kattadır. Buradan da kadının hakandan daha üstün ve saygın sayıldığı anlaşılmaktadır. Haliyle göğün yedinci katı kadar erişilmez olan bir kadın anlayışı hakimdir. Bir kadın hor görülemez, aşağılanamaz, tabi ki de el kaldırılamaz bir varlıktır. Farsların Şehname’sinde  saçlarından yakalanarak yere vurulan, elleri ayakları bağlanıp üzerine çıkılarak tepinilen, dövülen bir kadın Türk destanlarında asla rastlanmaz. Yunan mitolojisinde rüşvet, hile ve benzeri kötülüklere karışan ve malzeme olan kadın yine Türk destanlarında asla bulunmaz.

   Türk erkeği kadına öyle değer verir ki onun tavsiyelerine göre hareket eder. Hem kadına hitabında vardır bu ‘kutup yıldızı’ özelliği hem de yaşayışlarında. Türk erkeği sefere çıkmadan eşinin gönlünü ederdi. Manas destanında Manas’ın savaş öncesi Kanıkey’i ziyareti ve hatta sefer için bir gün daha beklenmesi düşüncesini okuyabilirsiniz. Söz konusu destandaki Kanıkey tasviri hemen tüm destanlarda vardır. Kadın ata iyi binen, iyi silah kullanan bir savaşçı ancak daha mühimi kahramanlar yetiştiren ilk eğitmendir. Ava giden ve hatta güreşen kadınlar erkeklerden ayrılan insanlar değil sadece onları tamamlayan mükemmel insanlar olarak anlatılır.

   Türk kadını aynı zamanda sadakati ile dikkat çeker. Eşine duyduğu sevgi ve saygı yanında sadakatle de ona bağlı olan kadın evin namusudur. Eşine sadakatini günümüzde de bir ölçü olarak kullanılan ‘erkek sinek kondurmamak’ ile açıklaması bir başka üstün özelliklerindendir. Türk töresinde tecavüz ölümle, göze mil çekilmekle cezalandırılırken yine Fars destanı Şehname’de ahlaksız tekliflerden tutun da çirkin konuşmalara kadar yer verilmeyen rezillik yoktur.

   Son olarak ‘hanım’ kelimesinin kökeni hakkında çok paylaşılan bilgiye gelelim. Cengiz han ile ilgili rivayetin doğruluğu yukarıda değindiklerimize bakarak oldukça mümkün görünüyor. Kadının erkeklerin meclisinde yer sahibi olması Türklerden başka neredeyse hiçbir millette de görünmüyor. Medeniyet ise kadının yeri ile kendini gösterir. Türk medeniyeti bu yüzden en eski medeniyettir. Kadına Tanrı’dan sonra en değerli yeri veren bir başka millet yoktur. Bugüne gelecek olursak özünü, atasını ve kültürünü bilen fertler ülkesine kadına şiddeti de barınma evlerini de yakıştırmayanlardır. Buna karşı duran ve örnek olan fertler ile Türk’ün yüce töresi yaşayacaktır. Anneler gününe gelince; Türk töresinde gök kadının olmuş, yer de anneler gününü kutlayanların olsun.

Uzlaşı

Tüm ağıtlar yakıldı. İsli kazanlarda goncasıyla gülüyle Bilinmez zamandır dolaşık düğümüyle Dini imanı olmayan bayramları hariç tutup Kandil...