Atsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2013 Çarşamba

Atsız Okurken


    Fikir adamı,tarihçi,şair ve yazar...Hüseyin Nihal Atsız. Mal mülk dünyasında fikirleri yüzünden sıcak yatağından vazgeçen nadir karakter adamlarından. Atsız hakkında onu tanıyan,bilen,yakını,öğrencileri çeşitli şeyler yazdı,yazıyor. Bizzat tanımak görmek nasip olmasa da Atsız'ı özellikle romanları sayesinde tanırsınız. Fikirlerini,hislerini,yaşamını romanlarında karakterlere işler. Her karakterde Atsız'a dair farklı bir taraf belirir. Karakterlerde size hissettirdikleri öyle güçlüdür ki Atsız'ı herşeyiyle anlamaktan başka çareniz kalmaz. Bir Türk milliyetçisi olmayanın ne hissettiğini pek anlayamam ama sempati duymaması için bir neden bulacağını da sanmam.Atsız'ı her Türk milliyetçisinin gönlünde tahta oturtan eseri Bozkurtlar'dan bahsetmek istiyorum.

   Bozkurtların Ölümü bir güzel yurt; Ötüken ile başlar. Ötüken tasvirini okurken hisleriniz Onbaşı Pars'ın yıllar sonra Ötüken'e girişinde yaşadığı hislerden hiç de farklı değildir. Yüzyıllar öncesini bulup çıkarabilirsiniz zihninizden. Atsız ne zamandır orada yaşayıp,gözlemleyip yazmaya karar vermiş gibidir. Ötüken'i kısaca hatırlattıktan sonra olan-bitenin içinde bulursunuz kendinizi.Çuluk Kağan'ın ölümü ile bir anda içinizde bir yerde saklı olan Çinli kini uyanıverir, çok geçmeden Kara Kağan'a duyulan kızgınlığa dönüşüverir.Öyle ki Çin'e esir iken Kür Şad'ın kağana Türk töresini hatırlattığı o anı okuyana kadar zor tutuvermişsinizdir kendinizi.Kür Şad olup ne bir eksik ne bir fazla söyleyebilirsiniz törenin hükmünü. Bu kızgınlık Üçoğul'un ihtilale geç kalışıyla daha da artar.

  Kara Ozan ve Çuçu atışmaları ile şenlenir, gülersiniz. Türk'ün oyuncağı yalnız kılıç değil diye düşünürsünüz. "Ozanların deyişlerindeki gibi anlatılmamıştır Türk" dersiniz.

  Atsız kalemi Kıraç Ata'yı okuyucudan korur. Zira Böğü Alp gibi Kıraç Ata'nın söyledikleri ile yetinmek ne mümkün? Ah elde olsa da 'acunun batımına dek' gönüllerde olacak o isimlerin kanı bugün kimdedir diye sorsak? Onun söylediklerinden de okuyucuyu korur 'ölümden sonra dirileceksiniz' tanıdıklığı ile biraz rahatlarsınız.

  Yumru'nun güler yüzüyle Batı Kağanlığı'na yolculuğa çıkarsınız en az Böğü Alp kadar kafanız karışık. Türklük ağacının iki dalı Doğu ve Batı Kağanlığı yiğitliklerini yarıştırır da taraf tutamazsınız. Yalnız taş yerinde ağırdır ne demekmiş onu anlarsınız.

  Batı Kağanlığı'nda Onbaşı Yamtar'ın papazla bir muhabbeti vardır ki okuyucu tadına doyamaz, yazan doydu mu acaba? Esaret altında olunmasa yıllar sonra Çinli filozof ile muhabbettinden de aynı tadı alabilirsiniz. Lakin gülmek faslı Onbaşı Sançar'ın son gülüşü ile bitmiştir.

  Kıtlık yıllarında canınızdan can gider.Kanlı canlı halinizle İçing Katun'dan öc almak istersiniz. Tuzağa düşen Kara Kağan'a mı Tulu Han'a mı kızılır bilemezsiniz. İkisine de kıyamazsınız.

  Esaret yıllarında Atsız'ın değindiği o ahlak bozulmasını bugün apaçık görürsünüz de orada yazınca ayrı bir yanar canınız,üzülürsünüz. Sanki o tertemiz ırkın bugünkü halinden memnunmuş gibi o güne sarfedersiniz ah'ları vah'ları. Gizliden ihtilal hazırlıkları yürütülürken kurtuluş müjdesini almış gibi çevirirsiniz sayfaları.

  Kür Şad'ın 'budunu kurtarmak için kanlı bir iş' dediği Siganfu baskını gecesi ne siz oradaki yerinizi bilirsiniz ne de kırk yiğit sizi görür. Şad'ın izinde adınız yoklamada olmasa da yürürsünüz. Yamtar'ın Yumru'nun Tuğrul'un kollarında güçlerine güç, Gök Börü'nün de intikamı olursunuz.

  Saraydan kaçarken atlarla Ötüken'e geçme fikri sizin de aklınıza yatar. Lakin o yağmur! Vey Irmağı'nda bir kötü geçit olmak için o an herşeyi yapabilirsiniz. Kara Ozan'ın kopuzu kadar işe yaramak istersiniz.

  Vey Irmağı kıyısındaki o şanlı vuruşma sonunda Kür Şad'ın yenilmeyişine ağlarsınız. Ölümsüz oluşuna şahitlik eder, şimdi nerede olduğunu düşünürsünüz.

  Bozkurtlar Diriliyor'da Çin kağanının korkularına varlığınızla bir 'delil' olarak hak verirsiniz. İhtilal girişiminin sonuçlarını okurken bozkurt soyunun o şerefe rağmen Çin zulmünden çektiği dert olur.

  Ay Hanım'ın gönlüne şüphe düşünce Urungu yerine bahtiyar olursunuz. Lakin o 'beğ değilsin' reddi ile inceden bir sızıyla Urungu'nun kaderine sanki ortak olursunuz.

  Okudukça "İlteriş" ismini daha kağan bilmiyorken siz öğrenirsiniz. Taçam da bilmiyordur daha bozkurt soyundan bir tigin olduğunu.

  Ve Onbaşı Pars'ın Ötüken'e dönüşü... Atsız öyle bir anda öyle bir şey yapmıştır ki okuyucu cehennem sıcağındadır da resmen derya çıkarır önüne.

  Sayfalar bir bir geride kalırken farkında olmadığınız bir şey vardır; intikam. Tonyukuk bilgeliği ve çaşıt oyunları ile şu Çinliye hesap sormanın zamanını en az onlar kadar kolladığınızın farkına varırsınız. Çin duvarına kanlı okla yazılan 'Ötüken'e selam' yüzbaşı Karabuka ile hatırınızdan çıkmayacaktır.

  Onbaşı Urungu'nun kim olduğunu çok iyi bilirsiniz lakin Onbaşı Pars'ın bunu Urungu ile konuşmasını duymak için hiç düşünmeden çadırın orada Kadır Bağa gibi parmağınızı kesip tuza batırabilirsiniz.

  Taçam'ın yarasının ve iyileşmesinin yazarın insafına kaldığını bilirsiniz ve Atsız'ın sizi bu şekilde üzmemesi umuduyla satırları okumaz adeta yaşarsınız.

  Ay Hanım'ın cansız güzel bedeni satırlara uzanmış, kulağınızda 'O hep seni beklemişti' sesi ile bir anda Urungu kadar çaresiz ve perişan oluverirsiniz. Ölüm Uçurumu'nda son olurken hikayesi (belki yeni başlıyor) Ay Hanım kadar mesut olursunuz. Kutlu ölüleri selamlarken biten eserin avuntusu, eserin ismi gibi dirilen bozkurtlar olur.

  O sayfalarda bazen bir okur değilsinizdir. İşbara Han'ın ölümünü duyan Gök Börü'nün gözleri olursunuz,ağlamak için. Yamtar'ın gülerek baktığı son lokması, onun nasibi olamamış o bahtsız but sizsinizdir. Almıla'nın Çinlinin yüzüne inen kırbacı, sadece Pars'ın kapacağı oğlaksınızdır.

  Kür Şad'ın oku nasıl hedefi hiç şaşmadıysa Atsız'ın bu eseri de okuyanının gönlünden hiç şaşmaz. Hatta bu eser okuyucuyu öyle etkiler öyle çarpar ki bir başka eserinde aynı haz alınmaz. Atsız kim midir? Yamtar'ın temiz kalbi, Sançar'ın amansız kahkasıdır. Tonyukuk bilgeliği, Kür Şad cesaretidir. Türk'ün kılıcı kalem olan en büyük askeridir.

  Okumamış olanlar için kitaba dair çok şey paylaştım. Fakat çok daha fazlası ile bu kitap başucu kitabıdır. Geç kalmadan okunmalıdır.

  Vefatının 38. yılında rahmetle anıyorum.Mekanı uçmağ olsun.Ulu tini şad olsun.


Uzlaşı

Tüm ağıtlar yakıldı. İsli kazanlarda goncasıyla gülüyle Bilinmez zamandır dolaşık düğümüyle Dini imanı olmayan bayramları hariç tutup Kandil...