2 Kasım 2014 Pazar

Sonbahar Sevdiren

Ne tez solmuş bahtım avucunda
Ahir şeddeye muhtaç olmaz.
Sana bulanmış yazgıma diretme
Aşkın tehiri olur, terki olmaz.

Dudakların kızıl goncadan fazlası
Bir şiir doğar senden, serdarca
Geceyi yırtar heceleri, endişelenme
Teşbihin hakkı olur, hatası olmaz.

En güzel gülüşünü kendine demle
Yüzün kasımda çocuk, başkentte sıcak
Ülkede namlı ölüm yok deme
Zevalin elçisi olur, sen gibisi olmaz.

Yoktu sana kadar ‘bir Allah’ın kulu’
Senden öncesi bican sonrası bir can
Yetim düşüm Olduran'a teslim
Kabulü yanın olur, ateş olmaz.

15 Ekim 2014 Çarşamba

Asya'nın Kızı

Sayım, kıyım, sayım, kıyım
Uygar benliğim, ilkel yanım
Sehpada güzel çiçekler
Lakin mihrabım ateş
Umurumun aklı yarım

Asya’dan sevmeli Asya’dan
Han susarken…

Diyar diyar hasta bedenler
Küf tutmuş sevgi dediklerini
Korkuları bağışlamaz talihli eller
Bilmezler Meryem nereli?

Asya’da sevmeli Asya’da
Güneş doğarken…

Felek göğe değmeden uzanır yanıma
Zaten meşk de kesat
Ah’a doymaz olsun gönlüm
Kınında asırlık ızdırap

Asya’yı sevmeli Asya’yı
Soluk alıp verirken…

6 Eylül 2014 Cumartesi

Sırr-ı İmtihan

Bırak beni efendim
Semahında inceldi bileklerim
Başım dönmüyor huzurunda artık
Vasfına iman ettim
Us(l)andım esmer narında
Suretinde sebebim bildim
Bırak beni efendim

‘El değmemiş’ emeğini giyindim
Fazlarım sana uyarlı
Zahir mana dolmadan
Bırak beni efendim
Gecene şavkı düşmeden yaman güllerin
Zihnimi Yunus’un ‘boşa’ zannı sarmadan
Kansız ihtilallerin meşhur faili olmadan
Düşmeden yüzüm, dolmadan gözüm
Kopmadan Hafaza’nın kaleminde kıyametim
Beni bırak efendim

Bırak beni pirim
Yemin olsun oniki imamı öğreneceğim
Ulu ozanlarla savaşım bir
İkrarımı Halep’ten getireceğim
Bu secdegahım maşuk için sanılır
Kerametin bilmeyecek nadan değilim

Islah olmaz düşlerim ayan olmadan
Hatrımda şimdilik, handem yad olmadan
Ateşim masumların yüzünü yakmadan bırak
Minnetin beni zehre boğacak
Tutkun, çağımda düşük yapacak
Kayıtsızlığın sırr-ı imtihan
İlmim çarmıhlara dolanacak!

Evlerinin önü bitmeyen türkü
Hakikat makamı ağıt söylerim
Sesim bağrımdan yanık...Hayır değil
Bağrım ateşi cehenneme az gelir.
Bağrım ateşi bir dem sönsün
Beni bırak beyim.

1 Ağustos 2014 Cuma

Su(ç)suz Türkmenim

Görklü Tanrım böyle buyurdu
Güneş bir emireri, ondan kavurdu
Güneş tepede katmer katmer
Kuyulara su, Türkmene baht ver!
Adım asil, çağım katil
Sahipsizliğim Hakk'tan
Ahımla biter bu devir!
Öcüm bir degil bin
Fikrim sulh degil kin.
Balama kabri elimle açıyorum
Bana aldığım soluk zehir.

İffetsiz gölgeler bile
Dayandı garip boğazıma
Birkaç asırlık kan verdim toprağa.
Gök yeleli kahramanım nerde?
Gök yelelim belki beşikte
Belki süt istiyor anasından
Anası canını arıyor
Sapkın ayaklar altından.

Yaz günü, temmuzda
Nifak savurdular sokağıma.
Mezhepsizler bize gayrılık biçtiler
Yıktılar, yaktılar direğimi
7 kıtaya tamah etmeyenler.
Neft varmış ayağımda
Burnumdan getirdiler.
Neft değil suya açım
Sesimi arap pazarında sattılar,
Tanrım sana el açtım.
Gazabını göster kün vakti
İmansız iri göğüsleriyle
Kahret ağzı eğrileri.
Gözleri kara delik bunların
Gözleri pis çukur
Gözleriyle hakkı vururlar
Dindiren yok, ateşimiz yanar durur.

18 Temmuz 2014 Cuma

Yirmiüçün Sonunda



Yürmiüçün sonunda bir gecenin başında
Süzülürken gözlerin üzerimde
Bir yaman edayla savruldu yıldızlar
Aya kaldı gece çırılçıplak
Zamirleri doğradı ulu orta bir bıçak
Sen’i bıraktı kan revan
Gerisi başka dillere mübah
İlahi sırra böyle gideceğim
Sen deyip yarım akıl susarak


Şüphe emziren iklimler geçirdim
İklim gaybın küçüğü gibiydi.
Kara saçlarında üvey ak,
Apaydın yüzünde kahpe çizik oldu da
Sus pus iklimler geçirdik
İklim biz’in örtüsü gibiydi.


Yirmiüçün sonunda
Bir lacivert geceydi.
Birkaç adım öteydi esaretin
Attım, ayak sesim korkak
Gidişlere tövbeli bir inatla
Can aldık, gökten utanmayarak
Defalarca dirildi yerli yersiz
‘Ben’ dedim bu, elinden tutmalı!
Elleri onmaz bir tevekkülde
Elleri kurak…

22 Haziran 2014 Pazar

Cadde Başında



Ben nisanı hüzne kurmuşum 
Tik tak tik tak çalar sinemde 
Havası soğuktur, rüzgarı yutmuşum 
Eser de yangınım çoşar senemde


Cadde başında durmuşsun 
Yalnızlığıma bakan yamacında 
Yorulmuş sabrıma gölge ararken 
Üç direk bir garip çatı altına 
Oturmuş da bir bey olmuşsun 
Yoluma ferman verir ellerin...


Vara yoğa öfkem bulunur benim 
Tutup onu aramıza koymuşum 
Kurşun gibi yağmasına bakma 
Az sonra kanadı kırılır her sitemin 
Bir ben kalır masada bir de ellerin 
Lat ve Uzzaya acımaz ellerin...


Nasipmis cehrene dünya gözüm 
Bir kerahat vakti haram ile bir hoşum 
Ne uzak ne yakın gibisin 
Ne bildik ne yabancı gelir iklimin 
Aklımın terkine seyirci Çalap 
Karşımda bir rahmet bin azap 
Önceden görmüş yazgımı ellerin 
Kenan ilinde kaybolası ellerin...

27 Mart 2014 Perşembe

Selami Aynur'a


Halep’ten ahd-ü aman varınca ocağa
Ateş düştü gönlüne, sarıldı sancağa.
Kalu Belada mazlumun cefası Türk’e verildi 
Zira buna talip tek ırk o idi.
Corc’un kirli elleri Türkmen’in boynunda 
Küfrü ile kanlı şafak istiyor, 
Kayı reisinin istirahat yurdunda. 
Durmak yiğide ardır; Zülfikar ister 
Silah nedir? Sade küsürat. Bu cenk iman ister! 
Sultan Alparslan hala oradadır ordusu başında
Din ile töre tümen tümen ardında. 
Yedi iklimin garezi Türk’e oldu da ne oldu? 
En-Nur şahit, akıttığı zehirde boğuldu. 
Tanrı İslamı da Türklüğe karınca 
Arşa hak kubbesi dikti; 
Ne mazlum garip kaldı ne yerdeki karınca. 
Ey farzdan dönen korkak bedevi! 
Kavli cihad olanı bitti mi sandın?
İblise tokat çalanı yitti mi sandın?
Selameti ismiyle bir Çepni eri getirecek!
Yusuf yüzlüler bir olup bu defteri dürecek.
Hızır’ın yoldaşı, Türkmeni tek komaz
Takvasına şehadet bulaştı, gayrı övgü olmaz. 
Bir Selami vurmayla üstün mü olunur? 
İ’la-yı Kelimatullah… Zafer Türksüz olmaz! 
Ne kuvayi bitti ne Misak-ı Milli;
Kaya Alpoğlu öğretti, o ilk fetihti. 
Halep orda oldukça arşın ülkümüzü ölçemez. 
Şehit mührü vuruldu kaç kere
O yurt kimseye yar edilmez!

Uzlaşı

Tüm ağıtlar yakıldı. İsli kazanlarda goncasıyla gülüyle Bilinmez zamandır dolaşık düğümüyle Dini imanı olmayan bayramları hariç tutup Kandil...