14 Nisan 2015 Salı

Ultimatom


"Aynı derya içinde acı, tatlı, tuzlu su;
Kaç girdapla boğuştum hayat zor, ölüm kolay!"

...
Ve sakinin iki ters bir düz intihali
Marmara’yı çıldırtan hasretin altında
Vakti yok yazık etmeye günlerini!

Bu güneşin hevesini kusturan
Rengarenk mumları simsiyah ağlatan
Küçük, çirkin ultimatomlar;
Senceli, benceli, düşünceli...
Sinsi ve mosmor gayzın hamisi

Ve sakinin ağır aksak can çekişi
Marmara’yı uyutan ümidin ardında
Tüm kalbiyle susacak bahanelerini!


Masivadan Ağıt


Hani kirpiklerine takılırdı ağulu ellerim
Şimdi tüm goncalar solsun isterim.
Bey soylu utançlarla kirlenmiş yüzümüz
Bakir yangınına on kala
Kokun ayyukta kalsın isterim.
Masivadan değil günortası hıçkırığım
Kaldırımlarda yorgun,
Ama kırgın ama mahzun
Bileğine yenilmez dualar isterim.
Aklımda hastane odası türküleri
Yılgın, ihtiyarlamış sevdama
Yağız adımlarınla gül isterim.


Usulca gidişin kaç şiir eder?
‘Yasak Sevişmek’ dizelerindeyim;
“…sabaha karşı gel eski gözlerinle gel”


3 Nisan 2015 Cuma

Kavl-i Yalan


Candan içeri girer kavl-i yalan
An olup gayrı kalışı
Çerağı katran nikah gibidir.

Sermaye düştür hayra yorulan
Maşukun aşkı gıyabi kılışı
Şer’e çakılı sabah gibidir.

Sineye oddur esrik tiran
Gönlün şaraba susuşu
Ezelde alınan günah gibidir.

Hakk ile gizli tende vicdan
Yetimin güzafa kanışı
Cumaya hasım siyah gibidir. 

Hak ile zahir alemde nizam
Kör kütük gözlerin kanayışı
Şimdi şimdi çıkan ah gibidir.


23 Şubat 2015 Pazartesi

Fırat Çakıroğlu'na

Kemiğine dayanmış bıçak

Ilık akan bir nida: imdat!

Gavurunda şehit ülkenin

Bahar gelsin diye

Fırat’tan ötesi için…



Nasıl alsa kanı öyle berrak

Atası Alp Er, namı serhat

Çağında yoldaşı olmuş hilalin

Göğünde süzülsün diye

Fırat’tan ötesi için…



Eşkıya bilmiş binlerce alçak

Kampüsteki çarmıha inat

En önde haykırmış seddin

Mavi tüller gerilsin diye

Fırat’tan ötesi için…



Uçmağı müjdeler bu ocak

Yiğit salası sever her şubat

İl kurt yeminiyle inlesin

Hesap görülsün diye

FIRAT’tan ötesi için…



9 Aralık 2014 Salı

Fısıltı

Yaman yar fısıldar
Şehre sığmaz sevincim
Kazan kazan şen lokma
Keklik gibi sekerim
Yar yaman fısıldar
Toy yerine iner kara talihim

Yaman yar fısıldar
Diz kırar, gün eklerim
Mertebe Yüksek, dilek aşikar
Dilimle rüşvet veririm
Yar yaman fısıldar
Toprak geçer başına hanemin

Yaman yar fısıldar
Ayı keser dikerim
Gün doğmadan batar döşekte
Vuslatı harla çekerim
Yar yaman fısıldar
Çentik ile dolar mahbesim

Yaman yar fısıldar
Şahbaz oynaşır ellerim
Telaş kutlu, nifak mahçup
Hatrımdan eskiyi silerim
Yar yaman fısıldar
Soy alır kadim derdim

26 Kasım 2014 Çarşamba

Bülbülün Aslana Yakarışı

Aynı zaman,
Güvercinler beslerken süslü avluda
Art niyetini bana taşıttı yıllarca.
Sahra’mdan ayrı bülbüldüm
Rüzgârda şüphe kızdırıp büyüdüm
Esen şüphede ağır bir kırım vardı
Bir de kırımı pussuz havada seven insanlar
Zeytin dalından büyüktü yüküm
Süslü avlu değil bir sevda peşine düştüm.
/.../
Gökkube fersah fersah lacivert iken
Küçücük dünyama nefes diye asılı iken
Tıka basa bir aslan haşmeti doldurdu semamı
Ciğerimi buldum kabarıp sönen…

İş olsun diye cömertçe uçmak değil ya işim
Kanat çırptımsa ışıklı sokaklar ağzında, ayaz kaygısında
Perçeminde bir kere hisset diye
Lanet gökdelen camlı bu şehir bize göre değildi
Bayat suyu, plastik kapları, kirli insan akisleri
Ejderha olsa baş edemezdi.
Dişiliğime göre değil bu parklar
Son dönencede seni gördüğüm yere gidelim
Arşa yakınken ben
Duydum suretin nasibimmiş, gidelim…

Bir kafeslik drama hibe etme nefesimi;
Ne medeni balçığa batalım seninle
Ne moral olalım kireç kokulu evlere
Emsali umuda dönsün aşkımın
Çile diye seni öteyim, sevda diye, hüzün diye
Bahar diye, şiir diye, naz diye, söz diye...

14 Kasım 2014 Cuma

Pus Parkı

Bu mevsim selamsız sabahsız
Bu hava geceleri suratsız
Bu soğuk cennet ıssızlığı
Bu asfalt yalnızlar çiftliği
Bu lamba sevda gizleyen
Bu sevda ateş söndüren
Bu kız büyüyüp ölecek
Bu bebek anasına küsecek
Bu mazlum benden davacı
Bu leylek cinnet tellalı
Bu camekan intihar meyilli
Bu kırmızı kaderin oyunu
Bu vagon yayan astronot
Bu dilenci son Vizigot
Bu yaprak ayıp örter
Bu uçak bomba sever
Bu ses ‘Tanrı' diyor Ulu
Bu kadın gözlerinden kirli
Bu kibrit yanarsa ısınacak
Bu eşkıya barış sıkacak
Bu İstanbul beyefendi katili
Bu zenciler sizli bizli
Bu şarkı bizi hatırlatır
Bu şehir iki kişiliktir
Bu pus benim nefesim
Bu benim kimsesiz halim…

Uzlaşı

Tüm ağıtlar yakıldı. İsli kazanlarda goncasıyla gülüyle Bilinmez zamandır dolaşık düğümüyle Dini imanı olmayan bayramları hariç tutup Kandil...