‘Karşıt görüş’ başlığı atmaktan bir türlü utanmayanlar dünkü karar ile tarafların iki hasım öğrenci grubu olmadığını isterlerse artık görebilirler. Bu davanın tarafı bizzat Türkiye Cumhuriyeti devleti ile bu devlete kastedenler. Katilin terör örgütü üyeliği tescillenince kampüslerin hali belki birilerini düşündürür. Fırat’ın elinde sopa vardı satır vardı başlıkları altına yazan soysuzlar bu ülkücülerin kanını döktüğü tek bir tane vukuat gösterebilirler mi? Aynı teçhizat ile beceriksizliklerinden mi bir cana kıyamıyorlar dersiniz? 5 yerinden bıçaklanan tek karşıt görüşlü(!) öğrenci olsaydı elimizi kolumuzu attığımız yerden mağdur edebiyatları çıkmaz mıydı? Ya da o ülkücülerin başlarına geçirilmez miydi fakülteler? Sözde hümanist, sözde antifaşist, sözde tarafsız geçinenlerin yok pahasına satılmış beyinleri bir şeye; kendini aklayamıyorsan karşındakini suçlamaya programlanmıştır. Sıkışınca nefs-i müdafaa yaptım, sıkışınca önyargılı olanlar anlayamaz, sıkışınca devlet bizi bu hale getirdi… Bitmek bilmez bu uydurukları ezbere kusan asalak, sapık, sapkın, kutsalı olmayan kokarcalar klavye başında katile hak verircesine konuştuklarında Fırat’ın mücadelesini haklı çıkarıyorlar.
Mahkeme kararının sağlığını Ergenekon, Balyoz kararlarına atıfla tartışmaya açanlar açılım süreci boyunca varlığımızın bile tahrik sayıldığı günleri çabuk unuttuğumuzu sanmasın. Türk adaletinin bu kararla vicdanımızdaki yeri bypass geçirmiştir. Katilin örgütçü arkadaşları, öğretim görevlileri, rektör ve delil karartan kafeterya sahibi olmak üzere tüm sorumluların cezası da kesilince alnı daha ak, başı daha dik olacaktır.
Ülkücüler en yakında Hasan Şimşek şehidine bu kadar sahip çıkamamasının günahını çıkarırcasına Fırat’a sahip çıktı. Fırat bir sembol, bir dönüm noktası oldu. 18 temmuz, binlerce kişinin sabrının sonudur. Sahipsizliğin tesellisi ve ülkücülere yapılanın da yanına kalmayacağının emsalidir. Bundan sonra dağda eğitilen köpekler bıçaklarını savururken ağırlaştırılmış müebbet tehdidi ile baş başadır!
2 yıl 6 ay! Acıyla, sabırla, sessizce bekledik. Ülkücü hareket kendine yakışan vakarıyla durdu mahkeme salonlarında. Onlarca ağabeyi, ablası her duruşma günü vazife edinip hazırda bekledi. Tüm ayrıntılar sunuldu, Fırat göz göre göre nasıl katledilmiş anlattı. Caninin zavallı savunması ülkücü hareketin geçmişine dil uzatmaya kadar varınca müsaade etmedi. Tüm tahriklere rağmen, salon dışındaki kalabalık da dahil kimse kimseye zarar vermedi, devletin polisini yormadı.
Duruşmalardan paylaşılan fotoğraflarda bir türlü anlam veremediğim, haddinden fazla rahatsız olduğum ve yakıştıramadığım sırıtışlar hariç avukatlarımız takdir edilesi idi. Olcay Kılavuz göründüğü her an gönlümüzü yaptı. Yaptığı basın açıklamasında doğruluğundan şüphe etmediğimiz bir cümle ve teşekkür vardı. Fuat babamız, Özlem annemizle ilgili, bu dava sürecinin takipçisi Devlet Bahçeli. Bizler genel başkanımızın bu konudaki hassasiyetine dava sonuçlandığında, o karar yüreğimizde yankılandığında bari şahit olmak istiyorduk. Fakat ne bir yazılı-sözlü açıklama, ne bir tweet gördük. Bir grup konuşmasına gündem başlıkları arasına kaldı sahiplenişi elegüne karşı! Eyvallah! Eyvallah!
Ruhun şad olsun Fırat reis!
