Miğferinden süzülüyor asaletin
Yere düşüyor kan kaplı umurum
Nişan alıyor ellerin tereddütsüz
Havada düşüyor mülk-ü aklım
Kıyama duruyor zaman
İşmar ediyor yere göğe
Bir düğümdür atılıyor da yüreğime
Bundan habersiz kapanıyorum dizlerine tuğram
Her kırpışında gözlerini hürriyetim esir düşüyor sana
O geceyi defalarca anlatışıma eşlik ediyor Almatı
Ben ilk bilirim, ben tek bilirim de
Kim bilir bu onun için kaçıncı
Günün gecenin ayın yılın ameli
Tefekkürünle doluyor
Sen seferlerinle hangi şehre doğarsın bilmezken
Şu yokuştan dönüp geliyor başı eğik akşamlar
Arzun eskimiyor dünü besliyor ha bire
Züleyha’yı dinliyorum asırlar bize elalem
Dili de tanıdık gözünden dökülen de
Sağ yanım sol yanıma darıldığından beri
İçimde kılıçlar çekiliyor
Hiç oturmamalıydın o söğüt dalına diyor
Hayli senli yanım; gizliden pişman
Yenişemeyen ben kalıyoruz kendimle ayışığında
Varıp en kuytu yerde göğe uzanıyorum
Ak kızlara gönlümce seni susuyorum
Dört nala sürüşlerine hasretim turab
Göz koyduğun hangi çağsa artık kapat
Bir bozkır toyu suretini bekliyor
Bir Balkaş, bir ben harab
Göz koyduğun hangi çağsa artık kapat
Tanrı Dağı diz vuruşunu özlüyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder